O gün o kadar hastaydım ki sesim çıkmıyordu. Ateşim çok yüksekti. Hastaneye gittiğimizde ise doktor havale geçirmeme az kaldığını, iyi ki hastaneye getirildiğimi söyledi. O gün okula da gitmemiştim. Sadece dinlenmiştim. Birkaç gün sonra kendimi iyi hissettiğim için okula gitme kararı aldım.
Hâlâ tam iyileşmemiştim. Sesim kısıktı, ara ara öksürüyordum ama evde durmaktan sıkılmıştım.
Sınıfın kapısından içeri girer girmez Hira yanıma koştu.
"İyi misin artık?" dedi.
"Biraz."
"Çok korkuttun bizi."
Gülümsedim.
"Geçti sayılır."
Sonra Berfin ve Hira'nın yüzü düştü.
"Kanka biz sana aslında birşey diyeceğiz ama sakın üzülme tamam mı?" dedi Berfin
O an içime kötü bir his düşmüştü. Kalbim bedenimden çıkıp fırlayacak gibiydi.
"P-peki... üzülmem, söyleyin." dedim. Suratım düşmüştü.
"Kanka biz... Zeynep ile... Yiğit'in çıktığını öğrendik dün. Sen yoktun." dedi Hira.
O an zaman durmuştu benim için. Kafamdan aşşağı sıcak sular dökülmüş gibiydi. Boğazım düğümlendi bir süre. Sonra da sadece şunu diyebildim;
"Buna mı üzüleceğim, boşverdim zaten."
Kızlar bana inanmadılar çünkü Yiğit için ne kadar çabaladığımı biliyorlardı. O gün dışarı çıktığımda Zeynep ve Yiğit'in yan yana oturuduğunu gördüm. Yiğit kolunu Zeynep'in omzuna atmıştı. Beraber gülüşüyorlardı. Ben bu durumdayken nasıl gülebilirdi ki? Aylardır bana umut verip daha sonra nasıl başkasıyla sevgili olabilirdi?
Ben ona bakmaya bile kıyamazken... o, beni geride bırakmayı çoktan başarmıştı.
İçimde bir şey sessizce kırıldı.
Ben onun bir mesajına mutlu olan, bir gülümsemesini günlerce düşünen kişiydim.
O ise...
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi başkasının yanında gülüyordu. Sonra hiçbir açıklama yapmadan uzaklaşmış... Ve şimdi de karşıma başka biriyle çıkmıştı.
"Kendini üzme olur mu?" dedi Berfin ve Hira
Zorla gülümsedim.
"Üzülmüyorum."
Yalan söylüyordum.
Eve gidene kadar kulaklığımı taktım.
Ne çalan şarkıları dinliyordum...
Ne de etrafımdaki insanları görüyordum.
Sadece yürüyordum.
Eve girer girmez odama geçtim.
Kapıyı kapattım.
Çantamı yere bıraktım.
Telefonumu elime aldım.
Instagram'ı açtım.
Yiğit'in profiline girdim.
En son konuşmamız hâlâ duruyordu.
Parmağım sohbeti sil tuşuna kadar gitti.
Uzun süre ekrana baktım.
Sonra...
Telefon elimden kayıp yatağın üzerine düştü.
İşte o an...
Kendimi daha fazla tutamadım.
Sessizce ağlamaya başladım. O gün ilk kez, onu gerçekten kaybettiğimi hissettim. Hiç kazanmamış olsam bile... Aslında ne başkasıyla sevgili olmasına ne de gidişine ağlıyordum. Onu severken geçirdiğim boş vakte ağlıyordum. Günlerce tek bir gülümsemesini sevmiştim. Sesini, gözünü... çok güzel gözleri vardı çok güzel bakmıştı bana fakat şuan yansımasında Zeynep vardı.
10Please respect copyright.PENANADrDNS6eYRP


